canbebe

Doğum korkusu...

İlk gençliğimizden itibaren, akrabalarımızın ve komşu teyzelerin travmatik doğum hikâyeleriyle yoğruluruz. Günlerce çekilen sancılar, iç dikişler, dış dikişler, sonrasında yaşanan sıkıntılar, televizyon ekranında korkunç doğum sahneleri, kan revan ortamlar, kadının adeta parçalanan bedeni ve finalde ölümü... Bunların üstüne de geceleri uykunuzu kaçıran kâbuslar! Sonrasında “ Aaaa, ne gerek var ameliyata, normal doğur! “ diyenler. Bu işte bir terslik var.

“Normal doğum” denen vajinal doğumun çoğumuzun kafasında yer etmiş bu felaket görüntülerine alternatif olan sezaryen operasyonu ise başka korkuları beraberinde getirmektedir. “Ya bayılıp tekrar ayılamazsam ?”, “Sonuçta bu bir ameliyat ve her ameliyatın riskleri vardır! ´´, “Kontrolü tamamen kaybedeceğim ve bebeğimi herkesten sonra ben göreceğim! “ gibi. Öte yandan, kimi kadınlar doğal yol olduğu için vajinal doğumu, kimileri ise bebeklerinin doğum gününü özel bir güne denk getirmek için sezaryen operasyonunu tercih edebilmektedirler.
Vajinal doğumla ilgili en çok yaşanan korku ve endişeler; öncelikle doğum esnasında çekilecek ağrının şiddeti, yabancı bir ortamda yalnız ve çaresiz kalma, bebeğin başına kötü bir şey gelme riski, doktora ya da hastaneye ulaşamama ve doğum sonrası cinsel hayatin olumsuz etkilenme olasılığı olarak sayılabilir. Sezaryenle ilgili korkular ise; anestezi korkusu, bilinci kaybettikten sonra kontrolün tamamıyla başkalarının elinde olması, ameliyat esnasında ve de sonrasındaki ağrılar, operasyon sonrası iyileşme döneminin uzun olması seklinde sıralanabilir. Ne olursa olsun, en önemli nokta kişinin doktoruyla bu korkularını paylaşabilmesi ve doktorunun hastasını özenle dinleyip onu endişeleri konusunda aydınlatabilmesidir. Doğum öncesi kursların da bu konudaki faydaları yadsınamaz. Bu kurslarda hamile kadınların duygu ve kaygılarını dile getirip paylaşabilmeleri, doğum eylemi hakkında bilgi sahibi olmaları mümkündür. Ne şekilde doğum yapmış olursa olsun, her kadın doğum sırasında bir miktar ağrı çekecektir. Kimse doğumun kolay olacağını yüzde yüz garanti edemez. Yine de “epidural anestezi” gibi modern yöntemlerle günümüzde özellikle ağrıyla başa çıkma konusunda annelere oldukça yardımcı olunabilmektedir. Bu yöntemle anne, doğumuna aktif olarak katılabilmekte ve daha az ağrı çektiği için daha az yorulup, doğum sonrası da daha çabuk toparlanabilmektedir.

Özetlemek gerekirse; doğum korkusuyla başa çıkmada ilk adım anne adayının kendisini en çok endişelendiren konuyu iyi bilmesi, bunu doktoruyla ya da doğum öncesi kurslara katılarak çözmeye çabalaması, çabalar yetersiz kaldığında bireysel bir psikolojik destek alması olmalıdır. Doğuma eşin katılımı özellikle yabancı bir ortamda (doğumhane) yalnız kalma korkusuna yardımcı olur. Bunun yanında doğum personelinin doğum sırasındaki pozitif ve destekleyici tutumları, anneyi doğum süresince bilgilendirmek ve bir sonraki aşamanın ne olduğunu anlatıp doğuma onun da katılımını sağlamak annenin kontrol duygusunu güçlendirecek ve korkusunu azaltacaktır.

Annelik kimliğinin yerleşmesinde doğum tecrübelerinin yeri büyüktür. Doktor ve ebelerle işbirliği içerisinde, ağrıya ya da paniğe yenik düşüp kontrolü kaybetmeksizin gerçeklesen başarılı bir doğum sonrasında kadının kendine güven duygusu artar. Bu, beraberinde annelik yetenekleri konusundaki özgüvenini de arttıracaktır.

Ne şekilde doğum yapmış, ne kadar acı çekmiş olursanız olun, aklınızda kalacak tek şey bebeğinizi kucağınıza aldığınız andaki heyecan ve mutluluğunuz olacaktır.